Movement is strengthening to prosecute the 1980 junta in Turkey…

30 Sep

I have some good pieces for your info. They show that the 1980 junta planned and executed crimes against humanity with a strategy of tension leading to the 1980 military takeover . These actions and the all the actions after the 1980 takeover are all crimes against humanity. People are waking up and demanding investigation into those crimes against humanity. I am trying to contribute to this movement for justice within my capacity. I will put up my poster on Friday in front of the United Nations in Manhattan. Please join my to seek justice for the crimes against humanity.

—————————————————————————————————————————

Darbe yapmak için katliam yaptılar

Türkiye‘yi 1980 darbesine götüren süreçte 1977’deki 1 Mayıs, önemli bir dönüm noktasıydı. Olaylar darbeye zemin hazırlamak için kontrgerilla tarafından…

Siirt’te çatışma yaşandı

Siirt‘te jandarma karakoluna saldırı

Son Güncelleme: 08:18 20 Nisan 2010, Salı

Kanlı 1 Mayıs’ olarak Türk siyasi tarihinde yerini alan 1 Mayıs 1977’nin tanıklarından DİSK Başkanı Süleyman Çelebi’den ilginç açıklamalar…

Türkiye’yi 12 Eylül 1980 darbesine götüren süreçte 1977’deki 1 Mayıs, önemli bir dönüm noktasıydı. Kutlamalar sırasında halkın üzerine ateş açılması sonucu 34 kişi hayatını kaybetmiş 136 kişi de yaralanmıştı. Olayların kontrgerilla tarafından ‘askeri darbe hazırlığı’ olarak yapıldığı MİT tarafından dönemin Başbakanı Süleyman Demirel‘e de rapor edilmişti. Ardından dönemin muhalefet lideri Bülent Ecevit‘e suikast girişimi ve Kara Kuvvetleri Komutanı’nın emekli edilmesi, süreci daha iyi anlamımıza yardımcı oldu. 1977’deki 1 Mayıs’ı Taksim’de yaşayanlardan biri de Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Süleyman Çelebi’ydi. Çelebi, yasaksız şekilde Taksim’de İşçi Bayramı kutlayacak olmalarını 12 Eylül’ün yasakçı ve baskıcı ayağının son bulması olarak nitelendirdi.

KATLİAMLARIN PANZEHİRİ DEMOKRASİDİR

Egemen güçlerin, 1977 1 Mayıs’ından önce 1976’daki kutlamalardan rahatsızlık duyduğunu ifade eden Çelebi, bunun ardından ’77 katliamının’ yaşandığını hatırlattı. Bu katliamın açığa çıkarılması için yeterince konunun üzerinde gidilmediğini belirten Çelebi şöyle konuştu: “Darbelere yani 12 Eylül’e giden süreçlerin en temel iz düşümünün aranacağı yer 1977’deki 1 Mayıs katliamıdır. O sürecin ardından Kahramanmaraş ve Çorum katliamları var. Devamında Doğan Öz’den Abdi İpekçi ve Kemal Türkler‘e kadar bütün aydınların… 16 Mart’ta üniversite önündeki gençlerin öldürülmesine kadar giden bir süreç vardı. Dolayısıyla 12 Eylül’ün bu baskıcı yanının bir ayağı burada sonlanmış oluyor.” 2010 1 Mayıs’ını ise ‘kelepçe ve zincirler’den kurtulması bağlamında önemli bir adım olarak niteleyen Çelebi, “Katliamların panzehiri olarak demokrasi mücadelesini sonuna kadar sürdürmek ve o kararlı tutumu ifade etmek gerekiyor” şeklinde konuştu.

BARIŞÇIL 1 MAYIS’I DÜNYAYA GÖSTERECEĞİZ

Daha önceki yıllarda yaşanan şiddet görüntülerinin bu sene asla tekrarlanmayacağını vurgulayan Süleyman Çelebi, ‘yasaksız bir bayram’ kutlayacaklarını belirtti. Güvenlik noktasında ise sorumluluğu sadece emniyet güçlerinin üzerine atmak gibi bir durum içerisinde olmadıklarını ifade eden Çelebi, “Bu 1 Mayıs’ın coşkulu geçmesi ve başka bir noktaya taşınmaması için elimizden gelen çabayı iyi niyetle ortaya koyacağız. Barışın ve özüne uygun 1 Mayıs’ın nasıl kutlanması gerektiğini hem İstanbul’a hem tüm dünyaya göstereceğiz” dedi.

77 mağdurları onur konuğumuz

1 Mayıs hazırlıklarının aralıksız ve çok iyi şekilde gittiğini ifade eden DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, “77’de hayatını kaybeden kardeşlerimizin yakınlarına ulaşmaya çalışıyoruz. Çoğuna mektup ve davetiye yazdık. Ulaşamadıklarımızın kimliklerini de savcılık iddianamesinden tek tek çıkarıyoruz. Onlar bizim onur konuğumuz olarak en önde olacak ve alana beraber gireceğiz. 1 Mayıs’ı coşku içerisinde ve geçmişten gelen olumsuzlukların üzerine bina edip değil bugünün gerçekliği ile yüzleşerek ve toplumsal taleplerimizi oraya en geniş şekilde taşıyacağız. Görsellik açısından da renkli olacak. Arkadaşlarımız hem bayram coşkusu içerisinde kutlamak hem de kendilerini en iyi şekilde yansıtmak için yoğun bir çaba içerisinde” diye konuştu.

Demirel’den Evren’e ağır suçlama! Her şey Çankaya için miydi?

Demirel, 12 Eylül 1980 darbesinden önce komuta kademesinin anarşi ve terör olaylarını engellemeyerek darbeye meşru zemin yarattığını ifade etti ve ekledi…

08.10.10 13:57

Demirel, 12 Eylül 1980 darbesinden önce komuta kademesinin anarşi ve terör olaylarını engellemeyerek darbeye meşru zemin yarattığını ifade ederek, “Kanlar akıyordu, çünkü Sayın Evren’in Çankaya’ya çıkması gerekiyordu. Bu ithamla karşı karşıyadır. Yani, Evren Çankaya’ya çıksın diye 11 Eylül günü o kanlar akıyordu maalesef, 13 Eylül’de de onun için durmuştu” dedi.

Demirel, Eko Enerji Dergisi Genel Yönetmeni Prof. Dr. Mustafa Özcan Ültanır’a verdiği röportajda 12 Eylül 1980 darbesine ilişkin şunları kaydetti.

‘Sıkıyönetim, Ecevit hükümetinin 1978 senesi sonunda kurduğu bir olaydı. Türkiye, sıkıyönetimlik hale gelmişti. Ve o günkü hükümet, azınlık hükümeti Türkiye’yi bu batağın içinden çıkarmaya çalışıyordu. O zamanki sıkıyönetim yöneticilerine siz her şeyden evvel bu kanı durdurun. Çünkü benim ikinci bir ordum yok, kanı durduracak başka güvenlik gücüm de yok. Benden ne isterseniz vereyim. Para isteyin para vereyim, asker isteyin asker vereyim. Hepsini vereyim. Yalnız benden dört şeyi istemeyin. Dersim Kanunu istemeyin. Takriri Sükun Kanunu istemeyin. Bir Tehcir Kanunu istemeyin. Bir İstiklâl Mahkemeleri Kanunu istemeyin. Çünkü bunlar denenmiştir ve bunlar çok ters neticeler vermiştir. Bunun dışında her şeyi isteyin dedim”

1980’İN 12 EYLÜL’Ü DEVLETİN ÇÖKÜŞÜDÜR

“13 Eylül gününe kadar kan aktı Türkiye’de, ama 13 Eylül sabahı durdu. Sonra söyledim, ’11 Eylül günü akan kan, 13 Eylül’de nasıl durdu?’ dedim. ‘Yetkimiz yoktu’ dediler. ’13 Eylül günü yetkiniz nereden çıktı?’ dedim. 13 Eylül günü var olan yetki, 11 Eylül günü de vardı. Sıkıyönetimin bütün yetkileri vardı. Ve üzüntü ile söyleyeyim ki, 1980’nin 12 Eylül’ü devletin çöküşüdür. Yani, devlet çökmüş de birisi onu kaldırıyor değil. Devleti kendi elimizle çökertmişizdir. Ondan sonrasında da bence, Türkiye rejimi çok büyük yara almıştır ve her şeyi yara almıştır.”

-“AKAN KANLA DARBEYE MEŞRU ZEMİN YARATILDI”-

Komuta heyeti bir taraftan sureti haktan görünüp, diğer taraftan tertip içerisinde olmuştur. Bu tertibi de iyi kamufle etmiştir. Sonuç olarak, tarihe gömdüğümüz ve zaman içinde tarihin hükmüne bıraktığımız, özellikle altını çizerek belirtiyorum, Silahlı Kuvvetlerimizin değil, yalnızca beş kişilik komuta heyetinin kanla beslediği Darbe Planı’nın çirkin yüzünü ve kirli belgelerini biz deşmedik. Ne yaptınız? Ne devralıp ne bıraktınız? Elinizdeki yetkileri kullanıp devleti koruma ve kollama görevi yerine, devletin dibine dinamit koyanların akıttıkları kanları, ikbalinizin merdivenine basamak yaptınız. Askerin, 12 Eylül öncesinde anarşiyi, terörü, vurgunu, soygunu önleme çağrılarına kulak tıkadığını söyleyen Demirel, akan kanlarla darbeye meşru zemin yaratıldı.

-“KANLAR AKIYORDU, ÇÜNKÜ EVREN’İN ÇANKAYA’YA ÇIKMASI GEREKİYORDU”-

“Sayın Evren şunun hesabını vermek zorundadır. 13 Eylül günü duran kan, 11 Eylül günü niye akıyordu?”

“Verdiği cevaplar da kurtarmaz kendisini. Kendileri daha iyi biliyor niye durmadığını o kanların. Kanlar akıyordu, çünkü Sayın Evren’in Çankaya’ya çıkması gerekiyordu. Bu ithamla karşı karşıyadır. Yani, Evren Çankaya’ya çıksın diye 11 Eylül günü o kanlar akıyordu maalesef, 13 Eylül’de de onun için durmuştu. Bakın, 1980 ne yapmıştır Türkiye’de? Siyasi partileri kapatmıştır, Meclis’i kapatmıştır, Anayasayı ortadan kaldırmıştır. İşte bu devletin çöküşüdür. Ondan sonra yeni bir devlet düzeni kurmuştur.”

-“DARBEYE ÖNCEDEN KARAR VERİLDİ, OLGUNLAŞMASI BEKLENDİ”-

İkinci Ordu Komutanlığı da yapan emekli Orgeneral Bedrettin Demirel’in kendisine 12 Eylül darbesi için “Biz buna bir sene evvel karar vermiştik, ama olgunlaşmasını bekledik” dediğini belirten Süleyman Demirel, siyasetçilerin darbeyi önleyemeyeceğini savunarak “Eğer bir ülkede ihtilal alışkanlığı, darbe alışkanlığı varsa, hiçbir şey onu önlemez” dedi.

30 yıl önceki İnciraltı katliamını boz giysili jandarmalar yapmış / İzmir 78`liler Derneği, 30 yıl ö…İZMİR(CİHAN)- İzmir 78`liler Dayanışma ve Araştırma Derneği, 12 Haziran 1980`de 5 kişinin öldüğü İnciraltı öğrenci yurtları katliamını 30 yıl sonra yargıya taşıdı. 12 Eylül 1980 askeri darbesine zemin hazırlamak için 1 Mayıs 1977`de başlayan 11 Temm  
İZMİR(CİHAN)-İzmir 78`liler Dayanışma ve Araştırma Derneği, 12 Haziran 1980`de 5 kişinin öldüğü İnciraltı öğrenci yurtları katliamını 30 yıl sonra yargıya taşıdı. 12 Eylül 1980 askeri darbesine zemin hazırlamak için 1 Mayıs 1977`de başlayan 11 Temmuz 1980`de son bulan toplam 12 katliamın günyüzüne çıkarılmasını isteyen dernek, Bayraklı ilçesindeki İzmir Adliyesi`nde cumhuriyet başsavcısına suç duyurusunda bulundu. Çeşitli ülkelerden toplanan öğrenci, yönetici, yurt görevlisi, şoför, avukat, öğretmen gibi 100`e yakın tanığın ifadesini birleştiren dernek, 22 kişinin yargılanmasını talep etti. Dernek yöneticileri, başta dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve kuvvet komutanları, Başbakan Süleyman Demirel ve Adalet Bakanı Ömer Ucuzal gibi isimlerin katliamda ön dahillerinin olduğunu ve tekrar yargılanmalarını istedi.

Dernek Başkanı Nusret Sefa Akyürek, adliye girişinde yaptığı basın açıklamasında, zaman aşımı gerekçesinin davaları için engel oluşturmayacağını söyledi. İnciraltı katliamının insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu vurgulayan Akyürek, `İzmir İnciraltı katliamı, 1 Mayıs 1977`den itibaren yapılan onlarca katliamdan birisiydi. Katliamların, suikastların ortak paydası, korku iklimini yaygınlaştırmaydı. Bu olayların tümü de 70`lerin son birkaç yılına sığmıştı. Öyle ki boz giysili jandarmaların şenlikteki gençlerin üstüne ateş açtığı ortadayken dönemin İçişleri Bakanı, `Öğrenciler ateş açtı`, `İnciraltı katliamı, başarılı bir operasyon oldu` diyebilmiş ve İzmir`de sıkıyönetimin uzatılmasını sağlamıştı.` şeklinde konuştu.

Bütün katliamlar gibi İnciraltı`nın da hesabının sorulmasını isteyen Akyürek, davanın yeniden görülmesine yönelik görüşme ve taramalar sırasında, olayın sürekli gerçeğe aykırı biçimde kamuoyuna yansıtıldığını, eski İzmir İl Sıkıyönetim Kurulu Başkanı Tümgeneral A. Mithat Çalık ve bazı gazeteler tarafından gerçeğe aykırı beyanlarda bulunulduğunu gördüklerini belirtti. Eldeki bilgilerle yapılmış yargılamanın adil olmadığına dair kuşkulu noktaları da ortaya koymaya çalıştıklarını ifade eden Nusret Sefa Akyürek, `Çok iyi biliyoruz ki İnciraltı`nda bireyin en temel yaşama hakkı ihlâl edilmiştir. İnsanlığa karşı suç işlenmiştir. Olay sırasında İnciraltı yurtlarında bulunan öğrenci ve görevlilerden oluşan tanıklarım, askerler tarafından yapılan saldırının önceden planlanmış olduğunu açıkça belirtmiştir. İnciraltı`ndaki gençlere ve yurdun her yanındaki insanlara yönelik katliam ve saldırılarla ulaşılmak istenen sonun ne olduğu, yani askerin ne yapmak istediği tam olarak 12 Eylül 1980 sabahı anlamışabilmiştir.` dedi.

İzmir 78`liler Dayanışma ve Araştırma Derneği`nin suç duyurusunda bulunduğu isimler:

Kenan Evren: Genelkurmay Başkanı

Tahsin Şahinkaya: Hava Kuvvetleri Komutanı

Necdet Öztorun: Genelkurmay İkinci Başkanı

Haydar Saltık: Genelkurmaş İkinci Başkanı, Ege Ordu eski Komutanı

Ali Sait Özçivril: Ege Ordu ve İzmir Sıkıyönetim Komutanı

Fahrettin İçmez: Güney Deniz Saha Komutanı

Süleyman Demirel: Başbakan

Nazmi Çengelci: İzmir Valisi

Ayhan Özaslan: Toplum Polis Müdürü

Dönemin İl Jandarma Alay Komutanı

Dönemin 3. Amfibi Deniz Piyade Taburu Komutanı

Yüzbaşı Recep Bilir

Asteğmen Necip Pınar

Çavuşlar: Hasan Dimici, Özkan Işılgan, Kulkani Abdaloğlu, Mehmet Demir, Hadi Turpçu, Kaya Albay

Bot Birliği ve İstihkam Tugayındaki diğer askerler.

KUTU

Üniversite sınavına girmek için çeşitli illerden İzmir İnciraltı yurtlarına gelen öğrenciler için 12 Haziran 1980`de blokların ortasında bir şenlik düzenlendi. Gece, blokların çevresi jandarmalar tarafından sarıldı. Saat 21.00`de bir jandarma çavuşunun verdiği emirle bahçede sayıları bini bulan öğrenci topluluğunun üzerine 3 dakika süreyle kurşun yağdırıldı. Kaçışan öğrenciler, sırtlarından M-6 ve M-1 piyade tüfekleriyle vuruldu. Ateş sonucu 18 yaşındaki İsmail Baytok, 20 yaşındaki Mustafa Uslu, 19 yaşındaki Ali İhsan Tan, 23 yaşındaki Hüseyin Akdağ ve Mehmet Ali Arun yaşamını kaybetti.

 

======================================================================

  1. Çorum’da 1980 yılında mezhep çatışmaları yüzünden çıkan ve 57 kişinin ölümü ile sonuçlanan olaylar için 29 yıl sonra ilk kez anma töreni düzenlendi.
    Çorum olaylarına şahitlik eden ve bu olaylar nedeniyle yargılanan bazı kişilerin avukatlığını yapan Sadık Eral tarafından organize edilen anma töreni, Saat Kulesi meydanında başladı. Avrupa Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Turgut Öker, Çorum’daki bazı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinden oluşan yaklaşık 100 kişilik bir grup, ellerindeki pankartlarla meydanda toplandı.
    Grup adına basın açıklaması yapan avukat Sadık Eral, Çorumlular olarak 1980 yılında yaşanan olayları unutmadıklarını söyledi. “Gördük ve anladık ki Çorum olayları, demokrasimizin gelişmesini boğmak, Türkiye’nin büyümesini engellemek, 12 Eylül askeri darbesine zemin hazırlamak isteyen güçler ve onların piyonlarınca halkımızı birbirine kırdırmak ve bu toprakları kan gölüne çevirmek amacıyla yazılıp sahnelenen bir provokasyondur” diyen Eral, “Alevisiyle, Sünnisiyle Çorum halkı bu olayların faili değil mağdurudur” şeklinde konuştu.
    Eral’ın konuşmasının ardından olaylarda hayatını kaybeden 57 vatandaş için Saat Kulesi meydanına karanfiller bırakıldı. Daha sonra da birlik ve beraberlik sloganları eşliğinde gök yüzüne beyaz güvercinler uçuruldu.
    Anma töreninin ardından Devlet Tiyatro Salonu’nda “Çorum Olayları” konulu panel düzenlendi. Avukat Burçin Solmaz’ın oturum başkanlığını yaptığı panele konuşmacı olarak katılan Avukat Sadık Eral, Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Oktay Kandemir, Avrupa Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Turgut Öker, Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Feramuz Acar ve Yol TV’den Haydar Aygören, Çorum olaylarını tartıştı. Daha önce programa konuşmacı olarak katılacağı belirtilen MHP Çorum eski İl Başkanlarından Fahri Azkur, etkinlikte yer almadı. Anma etkinlikleri merkeze bağlı Hımıroğlu köyünde düzenlenecek Canlar Yemeğiyle sona erecek.
    ‘ÇORUM OLAYLARI İLE DARBEYE ZEMİN HAZIRLADILAR’
    Çorum olaylarının yıldönümü nedeniyle düzenlenen panelde, 29 yıl önce yaşanan kanlı çatışmalar masaya yatırıldı. Panelde konuşan anma törenlerinin organizatörlerinden avukat Sadık Eral, olayların 12 Eylül darbesine zemin hazırlamak için çıkarıldığını öne sürerek, “Kenan Evren’in anılarında 1 Temmuz 1980’de toplantı yaptıklarını ve darbe yapmaya karar verdiklerini yazıyor. Ne ilginçtir ki Çorum’daki kanlı olaylar ise 2 Temmuz’da başlamıştır” dedi.
    Çorum’daki Alevi-Sünni vatandaşlar arasında 1980 yılında yaşanan çatışmalar sonunda ölen 57 kişi, 29 yıl sonra ilk kez düzenlenen törenlerle anıldı. Saat Kulesi Meydanı’nda gökyüzüne barış güvercinleri bırakılması ile başlayan etkinlikler, Devlet Tiyatro Salonu’ndaki “Çorum Olayları” paneli ile devam etti. Avukat Burçin Solmaz’ın oturum başkanlığını yaptığı panele konuşmacı olarak Avukat Sadık Eral, Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Oktay Kandemir, Avrupa Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Turgut Öker, Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Feramuz Acar ve Yol TV’den Haydar Aygören katıldı. Daha önce programa konuşmacı olarak katılacağı belirtilen MHP Çorum eski İl Başkanlarından Fahri Azkur, etkinlikte yer almadı.
    Panelde konuşan 1980 olaylarının şahitlerinden ve o dönemde yargılanan bazı kişilerin avukatlığını yapan Sadık Eral, Çorum olayları hakkında ilginç açıklamalarda bulundu. Çorum olaylarının ilk olarak 28 Mayıs’ta başladığını, asıl kanlı olayların ise 4 Temmuz’da meydana geldiğini anlattı. Eral, “12 Eylül askeri darbesine zemin hazırlamak isteyen güçler ve onların piyonlarınca halkımızı birbirine kırdırmak ve bu toprakları kan gölüne çevirmek amacıyla yazılıp sahnelenen bir provokasyondur. Türkiye’de 12 Eylül’le yüzleşmeden Çorum olayları ele alınamaz. Biz bu cesareti gösteriyoruz. Çünkü Çorum’da yaşanan olaylar Türkiye’yi 12 Eylül’e sürüklemiştir. Çorum olaylarını değerlendirirken 12 Eylül’ü es geçemezsiniz” dedi.
    Kenan Evren’in anıları yer alan bazı kısımlardan da bahseden Eral, “Kenan Evren 1 Temmuz’da kaleme aldığı anılarında ‘bugün toplantı yaptık ve darbe yapmaya karar verdik’ diyor. Ne ilginçtir ki Çorum olayları da 2 Temmuz’da başlıyor. 3 Temmuz’da sokağa çıkma yasağı olmuş. 4 Temmuz’da ise sokağa çıkma yasağı kaldırılmış ve asıl kanlı olaylar patlak vermiş” şeklinde konuştu. Çorum olayları için yeniden yargılama yapılması gerektiğini dile getiren Eral, “Erzincan’da görülen davalar Çorum olayları davası olarak yapılmadı. Bu ciddi bir adaletsizliktir. Bu nedenle yeniden adil bir yargılama yapılmalıdır. Çorum’da yaşanan her vaka polisiye olaylar gibi ele alındı. Yargıtay bile Çorum olaylarına toplu olarak bakılmamasını eksiklik olarak saymıştır.”
    Avrupa Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Turgut Öker ise, Alevilerin örgütlenmesi yönünde açıklamalarda bulundu. Yıllar önce Sivas’ta Madımak olayının anma törenlerine 50 kişi ile korkarak gittiklerini savunan Öker, “Şimdi oraya 50 bin kişi ile gidiyoruz. Şu an Çorum olayları için 200 kişi ile anma yapıyoruz. Bu sayı önümüzdeki yıllarda binler on binler olacak. Ama Çorum olaylarını anma etkinliklerinde Sünni kardeşlerimizi göremiyorum. İnanıyorum ki birkaç yıl sonra onlar da bu etkinliklere katılacak” dedi.
    Zaman

================================================================

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: